Muhterem Müslümanlar!
İslâm
dini, insanlara hoşgörülü olmayı, onların kusurlarını araştırmamayı
emreder. Bir imtihan yeri olan bu dünyada iyilerle kötüler bir arada
yaşamak durumundadır. Çünkü imtihan bunu gerektirir.
Aziz Cemaat!
Bir
mü’min, bütün varlıklara ve özellikle insanlara sevgiyle yaklaşmalıdır.
Nitekim Yunus Emre, Yaratılmışları
severiz, Yaratandan ötürü, diyerek bu gerçeği dile getirmiştir.
Sevgi,
kin ve nefretin zıddıdır. Kin ve nefret duygusu taşıyanlar, sevgiden
yoksun olan kimselerdir. Bu gibi kimselerden hoşgörü beklenemez.
Hoşgörülü
olabilmek için insanlar, birbirlerinin kusurlarını araştırmamalı ve
affedici olmalıdırlar. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), bu konuda şöyle
buyurmuşlardır: "Herhangi
bir kişi, dünyada diğer bir kişinin ayıbını örterse, Allah da kıyamet
gününde onun ayıbını örter ."
Öyle
ise, bağışlamasını bilmeyen, hoşgörülü olamaz. Yüce Allah, affetmeyi
sevmiş ve bizlerin de affedici olmasını istemiştir. Bu konuda Kur’an-ı
Kerim’de şöyle buyurulmaktadır: "Onlar,
bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler,
insanları affedenlerdir. Allah, iyilik edenleri sever."
Resulullah
(s.a.v.) da şöyle buyurmuşlardır: "Allah,
affeden kulunun şerefini artırır…"
Aziz Mü’minler!
Selamlaşmak
da, sevginin ve hoşgörünün yayılmasına vesiledir. Selam, barış ve esenlik
dilemek anlamındadır.
Peygamber
Efendimiz (s.a.v.), mü’minlerden
selamlaşmayı
yaymalarını, tanıdığı ve tanımadığı her kişiye selam vermelerini istemiştir.
Konumuzla ilgili bir
hadis-i şerif, şöyledir: "İslam’ın, hangi ameli daha hayırlıdır?" diye sorana, Peygamberimiz
şöyle cevap vermişlerdir: "Yemek
yedirmen, tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir."
Çeşitli
konulardaki tartışmalarda kırıcı olmamak ve tenkitte aşırı gitmemek
de hoşgörünün bir gereğidir. Kur’an-ı Kerim’de: “(Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla
en güzel şekilde mücadele et" buyrulmuştur.
Dinimiz
kötülüğe iyilikle mukabelede bulunmayı emretmiştir. Ra’d sûresinde,
akıl sahibi mü’minlerin üstün vasıfları sayılırken: “Onlar,
Rablerinin rızasına ermek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine
verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak Allah için harcayan ve kötülüğü
iyilikle ortadan kaldıranlardır. İşte bunlar için dünya yurdunun iyi
sonucu vardır" buyurulmuştur.
Aziz Müslümanlar!
Hoşgörünün
olmadığı yerde taassup vardır. Taassubun da hiç kimseye bir faydası
yoktur. Daima sıkıntı getirir. Aynı dünya üzerinde birlikte yaşadığımız
insanlarla iyi geçinme durumundayız. Çünkü gidebileceğimiz başka bir
dünya yoktur. Öyle ise, insan olarak birbirimize karşı anlayışlı olmaya,
karşılıklı sevgi ve saygıya muhtacız. Dirlik ve düzen, buna bağlıdır.
Sevgi ve saygı olmadan birlik ve beraberlik, birlik ve beraberlik olmadan
da, maddi ve manevi kalkınma olamaz.