|
İSLAM’IN İNSANA BAKIŞI Değerli
Mü’minler! Her
şeyi yoktan var eden Yüce Allah, hiçbir varlıkta bulunmayan özellik
ve yetenekleri, bir lütuf olarak insanoğluna vermiştir. Ayrıca varlıkların
bir çoğu, yine onun hizmetine sunulmuştur. Yüce Rabbimiz, bu kadar nimet
ve imkan verdiği insandan, iman, ibadet ve şükür
istemektedir. İnsanın şerefi, Yüce Rabbini tanıyıp iman etmesine,
değeri de Allah’a ibadet ve taatte bulunmasına ve güzel ahlaka sahip
olmasına bağlıdır. Çünkü insanların Allah katında en değerli ve en üstün
olanlarını, Hucurât Sûresi’nin 13. ayeti şöyle açıklamaktadır:
“Ey insanlar!
Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız
için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah katında
en değerli ve en üstün olanınız, ondan en çok korkanınızdır. Şüphesiz
Allah (her şeyi) bilir, (ve her şeyden) haberdardır.”[1]
Demek ki insanlar
Hz.Adem ile Havva’dan çoğalmaları itibariyle eşittirler. Bu açıdan soylarıyla
övünmeleri yersizdir. Çünkü gerçek üstünlük takvâ üstünlüğüdür. Öyle
ise İslam dini, insanların rengine, diline, ırkına, kavmine, kabilesine,
zenginliğine, makam ve mevkiine bakmaz, onların davranışlarına ve amellerine
bakar ve ona göre değerlendirir. Furkan Sûresi’nin 77. ayetinde şöyle
buyurulmaktadır: “(Resûlüm)
Deki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?”[2]. Sevgili
Peygamberimiz, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Allah
sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz. Sizin amellerinize ve kalplerinize
bakar”[3]. İnsanın
İslam
dini, insanları hor görmeyi, alaya almayı, lakap takmayı, gıybet etmeyi,
yalan söylemeyi ve onları küçük düşürücü tüm davranışları yasaklamıştır.
Hucurat Sûresi’nin 11. ayeti bunu şöyle açıklamaktadır: “Ey Mü’minler! Bir topluluk diğer
bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar kendilerinden daha iyidirler.
Kadınlar da kadınları alaya almasınlar. Belki onlar (alaya alınanlar)
kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi
kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir isimdir!
Kim tevbe etmezse işte onlar zalimlerdir.”[4] Değerli
Mü’minler! Yüce
dinimizin bu emirlerini dinledikten sonra artık insanları beldelerine,
bölgelerine, renklerine, kavim ve kabilelerine, daha açıkçası; kökenlerine
göre değerlendirmeye hakkımız yoktur. Kaldı ki, Cenab-ı Hak Peygamberimize
hitaben: “(Ey Muhammed!) Öğüt
ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin”[5] buyurmaktadır.
Demek ki, herkes kendi hesabını bizzat Allah’a verecektir. Hutbemi
İsra Sûresi’nin 84. ayetinin mealiyle bitiriyorum. “Deki: Herkes kendi
mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu
en iyi bilen Rabbiniz’dir.”[6] |