|
MÜSLÜMAN GÜVENİLİR İNSANDIR Aziz
Müminler! “Mü’min”, Yüce Allah’ın varlığına ve birliğine inanan anlamına geldiği gibi, başkalarına güven veren ve güvenilen kişi anlamını da taşır. Öyle ise mümin, ahdine vefalı, anlaşmalarına sadık, sözü özü bir, dostluğuna güvenilen bir insandır. Yüce Rabbimiz, Mü’minûn sûresinin ilk ayetlerinde, kurtuluşa erecek müminlerin vasıflarını açıklamakta ve 8. ayetinde meâlen şöyle buyurmaktadır: “Yine onlar (o mü’minler) ki, emanetlerine ve ahidlerine riâyet ederler”[1]. Bir Mü’min, sevdiğini sırf Allah için sever ve ondan maddî bir beklenti içinde olmaz. Sır saklar, emanete hıyanet etmez. Hz. Peygamber (s.a.v)’in yüksek ahlakına uymaya ve O’nun gibi güvenilir bir insan olmaya çalışır. Yüce
Allah, Peygamberlerini güvenilir kişilerden seçmiş ve gönderildikleri
toplumlar tarafından da, emin kişiler olarak tanınmışlardı[2]. Nitekim Mekkeliler,
Peygamberimiz (s.a.v)’e, daha peygamber olmadan önce, “el-Emin
“ sıfatını vermişlerdi. Muhterem
Cemaat! Bir
Müslüman, verdiği sözden, üzerindeki emanetlerden
Allah katında sorumlu tutulacaktır.
Yüce Allah, bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Verdiğiniz sözü
yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir”[3]. Özellikle
Allah’ın adını anarak verilen sözlerin, yapılan adakların ve
yeminlerin yerine getirilmesini emretmekte ve sözünde duranlara
sevap vereceğini bildirmektedir[4]. Sözünde durmayanları
ise, Nahl sûresinin 92. ayetinde kınamakta ve onları, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra söküp
bozan kadının durumuna benzetmektedir[5]. Değerli
Müslümanlar! Peygamber
Efendimiz (s.a.v.), Hadis-i şeriflerinde, Müslüman’ı ve Mümin’i şöyle
tarif etmiştir: “ Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların güvende
olduğu, Mü’min de insanların malları ve canları hususunda kendisine
güvendiği kişidir”[6].
“Mü’min, geçimi güzel olan kişidir. Geçimsiz kişide ise, hayır yoktur”[7]. Uyumlu
olmak, ancak güvenilir bir insan olmakla sağlanır. Sözüne özüne güvenilmeyen
bir insanla, dostluk ve ticârî ilişki kurulamaz.
Meşru bir mazeret bulunmadıkça
verdiği sözde durmayan kişinin toplum içerisindeki saygınlığı
zedelenir, dostlarının sayısı azalır, işi ve ticari ilişkileri bozulur. Bunun için iş, ticaret ve toplum hayatında güven duygusu çok önemlidir. Birbirine güven
duymayan toplumlarda huzur ve
asayiş sarsılır ve insani ilişkiler bozulur. Kıymetli
Mü’minler! Eğer
Allah’a ve insanlara verdiğimiz sözleri yerine getirmezsek, büyük bir
vebal altına girmiş oluruz. Yalancılıkla güven ve itibarın bir arada
bulunamayacağını bilmeliyiz. Sevgili Peygamberimizin konumuzla ilgili
olan, “Çevresindeki insanların şerrinden emin olmadığı kişi, cennete
giremez”[8] Hadis-i Şerifine
dikkat etmeliyiz. Yerine getiremeyeceğimiz vaatlerde bulunmamalı, çevremize,
yakınlarımıza, iş arkadaşlarımıza ve bütün insanlara güven telkin etmeli ve bunu,
bir hayat prensibi haline getirmeyi
unutmamalıyız. |