|
EVLİLİK BÜYÜK BİR NİMETTİR Şüphe yok ki âile, bu dünya hayatında insan için çok önemli bir huzûr, sükûn cenneti, mânevî güç ve mutluluk merkezidir. Aile, aynı zamanda millî özellik ve dînî güzelliklerin hafızası, fert ve toplum kültürünün değeri ölçülmez bir hazînedir. Evlenmek, yeni bir yuva kurmak, sorumluluk üstlenmek ve ciddî bir hayat imtihanına tâbi tutulmak demektir. Çünkü, huzûrlu bir geçimin sağlanması, çeşitli ihtiyaçların helâlinden karşılanması, bu uğurda karşılaşılan güçlüklerin paylaşılması, karşılıklı hakların gözetilip sorumlulukların yerine getirilmesi gibi konularda, gereken tedbirlerin alınması, eşlerin görevidir. “Kendileri
ile huzur ve sükûn bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması
ve aranızda büyük bir sevgi ve merhamet var etmesi de, O’nun (varlığının
ve birliğinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda, düşünen bir toplum
için elbette ibretler vardır.”[1] Allah’ın rahmet ve hikmetinin bir
gereği olan evlilik, eşlerin hayatını sükûnete, gönüllerini huzûra erdirir. İnsanî duygularını geliştirir ve onları, evliliğin asıl hikmetine ulaştırır.
Yüce Allah da onlara, sevgi ve şefkatle büyütüp beslemeleri için,
çocuklar ihsan eder. Bilgili, görgülü ve faydalı birer insan
olarak yetiştirilen o çocuklar, ana baba için en büyük mutluluk ve mükâfat vesilesi
olurlar. Değerli Mü’minler! Evlenme
akdine nikâh, feshine de boşanma denmektedir. Boşanmak, dinimize göre
helaldir. Ancak evli İnsanlar, mecbur kalmadıkça boşanmaya asla razı
olmazlar. Evliliğin oyuncak değil, çok ciddi bir iş olduğunu, bilirler.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), şöyle buyurmuşlardır. “Allah
katında en sevimsiz helal boşamaktır”.[2] Öyle
ise boşanma, eşler arasındaki güzel duygulardan ve karşılıklı güvenden
bir eser kalmadığı zaman düşünülebilir. Ancak İslâm dini, bu noktaya
gelmiş olan eşlere, kendi yakınlarından birer hakem tayin etmelerini,
bundan da olumlu bir sonuç alamazlarsa, o zaman boşanma
yoluna gidilebileceklerini belirtir. Çünkü eşler arasındaki bağlar artık
çözülmüş, evlilik çekilmez olmuş ve boşanmak zorunlu hâle gelmiştir.
Böyle bir zorunluluk bulunmadan boşanmak, yukarıda belirttiğimiz nimet
ve lütuflardan mahrum kalmak ve çocukları da yalnızlığa terk etmek demektir. Buna
da hiçbir vicdan razı olamaz. Hutbemi,
eşlerin arasını açamaya çalışmanın nasıl bir vebâl olduğunu bildiren
bir Hadîs-i Şerîf meâli ile bitiriyorum: “Eşlerin arasını bozan bizden
değildir”[3]. Tüm âilelere huzur ve esenlik
dolu günler diliyorum. |