|
KABİR
ZİYARETİ VE MEZARLIKLARIN KORUNMASI Hiç
şüphe yok ki, bu dünya fânîdir. Her yeni, eskiyecek ve her konan göçecektir. Her nefis, mutlaka ölümü tadacak, bu dünya
hayatı sona erecek ve daha cazibeli olan âhiret hayatı başlayacaktır.
Ahiret hayatına geçiş için açılan
ilk kapı, kabir kapısıdır. Bu kapıdan içeri
giren her insanın ilk
sorgusu burada yapılacaktır. Yüce Allah’ın, bizim için
tâyin ve takdîr buyurduğu hayat gerçeği ve güzergâhı böyledir.
Nitekim Kurân-ı Kerîm, bu hakikati şöyle açıklamaktadır: “Allah onu (insanı) hangi
şeyden yarattı? Onu, küçük bir nutfeden yaratıp ona özel bir şekil vermiştir.
Sonra ona, dünyaya geliş yolunu kolaylaştırmıştır. Sonra ona ölümü
vermiş ve kabre koydurmuştur. Sonra
dilediği zaman, onu yeniden
diriltecektir”[1]. Değerli
Mü’minler! Yakınlarımızdan
ve dostlarımızdan bir çoğu, şimdi âhiret âleminin ilk durağı olan kabirlerinde
bizi beklemektedirler. Biz de onların yanına gideceğiz. Bir insanın,
ölmüş olan yakınlarını, dostlarını,
sevdiklerini ve hayatı birlikte paylaştığı arkadaşlarını unutması,
elbette kolay değildir. Her fırsatta onları
yâd etmek ve onlarla olan münasebetini, bir şekilde sürdürmek
ister. Bunun için onların kabirlerini ziyaret etmeyi bir vefâ borcu
bilir ve bu ziyaretlerle de vicdânî bir teselli bulur.
İslâm dininde, ölümü hatırlamak, ahiret hayatını düşünmek ve
günahlarının affı için Allah’a duâ etmek üzere kabir ziyaretinde bulunmak
sünnettir. İşte bu maksatla Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.), kabir ziyaretini
Aziz
Müslümanlar! Mezarlıklarımız,
temiz ve tertipli, isrâf ve gösterişten uzak olmalıdır. Oralar, mesîre yeri hâline getirilmemeli ve
kabirlerin üzerine oturulmamalıdır. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.),
bir mazeret olmadan kabirlerin üzerine oturulmamasını
ve çiğnenmemesini tavsiye etmiştir.[3] Kabir
ziyaretinde bulunurken, tevhîd inancına uygun düşmeyen tutum ve davranışlardan
sakınmak gerekir. Mezarlıklara veya türbelere ziyarete gidip oradaki
ağaçlara mendil bağlamak, mezarların taşını toprağını öpmek,
üzerlerindeki örtülere yüz sürmek ve bunlardan medet ummak, şifa beklemek
gibi haram davranışlardan sakınmalı ve bu tür bid’at ve hurâfelerden
şiddetle kaçınmalıyız. O halde bize düşen görev, yakınlarımızın, dost ve sevdiklerimizin mezarlarını, sâde bir biçimde düzenlemek, temiz tutmak, yeşillendirmek ve mümkünse mezarların başına bir fidan dikmektir. Onların kabirlerini, usûlüne göre ziyâret edip işlediğimiz hayır, yaptığımız ibadet, okuduğumuz Fâtiha’nın sevabını ruhlarına bağışlamalı ve onlara dua etmeliyiz. |